2008-03-23

ANTALYA'DA TATİL!!!!!

Doğası, tarihi, muhteşem plajları, merkezinden birkaç kilometre uzaklaşınca ulaşabileceğiniz çok sayıdaki tatil beldeleriyle sizi güzel bir tatile çağırıyor.
Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda bulunan bulgular, Karain Mağarası'nda bundan 50.000 yıl önce insanların yaşadığını kanıtlamıştır. Karain Mağarası Türkiye'de içinde insanların yaşadığı en büyük mağaradır.

GEZİLECEK YERLER
Antalya Müzesi: Müzede 13 tane salon var. Kronolojik ya da konularına göre sınıflandırılmıştır. Müzede jeolojik zamanlara ait çeşitli fosillerden, M.S. 4. yüzyıla kadar, değişik kültür evrelerini içeren eserleri görebilirsiniz. Ayrıca müzede, ülkemizde ilk defa uygulanan bir bölüm olan, "Çocuk Müzesi Bölümü" açılmıştır. Çocukların müzelere ilgisini arttırmak için yapılan bu bölümde çocuk oyuncakları, kumbaralar bulunmaktadır.

Düden Şelalesi: Güneşli bir yaz gününde Düden Şelalesi'nin gürül gürül akan sularında piknik yapmanın keyfini çıkarın.

Kurşunlu Şelalesi: Suların içine kurulan masalarda, ayaklarınızı buz gibi şelale sularında serinlerken bir yandan da enfes alabalıklarının tadına bakmalısınız.
Aspendos: Antik devirden kalan ve dünyanın en iyi korunan tiyatrosudur. Bölgede olan birçok depreme rağmen Aspendos bütün ihtişamıyla hep ayakta kalmıştır. İ.S. 2. yüzyılda Aspendos'lu mimar "Zenon" tarafından yapılmış olan tiyatronun, mükemmel akustiğinin sırrı hala çözülememiştir. Aspendos adına çok sayıda efsaneler üretilmiş, ama yapılışı da bir sır olarak kalmıştır. Tiyatronun 10-12 bin kişilik kapasitesi, son yıllarda yapılan etkinliklerde 20 bin kişiye kadar çıkarılabildiğini göstermiştir.

GÜNEŞLENMELİSİNİZ
Antalya'nın çoğu yerinde denize girebilmek için falezlerin geçit verdiği basmaklardan ulaşabilme imkanınız var. Ama kumsal arıyorsanız, Konyaaltı ve Lara plajı, yörenin en önemli plajlarındandır. Antalya geznizde, Konyaaltı'nda ki Beach Park'a mutlaka uğrayın. 2,5 kilometre sahil boyunca 13 tane beach clup var. Sahilde kafeler, restoranlar ve yeni açılan Aqualand ile eğlenmek için aradığınız her şey burada bulabilirsiniz.


ANTALYA'DA DAMAK TADI:
Antalya'da isteğiniz çeşitte ve çoklukta lezzetli yemekleri Kale İçi'nde bulabilirsiniz. Yöresel yemeklerin tadına bakmak isterseniz; "7 Mehmet Restoran'ı" size, Antalya'ya özgü yemekleri sunacaktır. Antalya'nın en büyük restoranı olarak ün yapmış olan bu mekan, iç dekorasyonu ve dış mimarisiyle de bazı ödüller almış bir mekandır. 1200 kişi kapasiteli olan bu restoran, eski Antalya yemekleri konusunda oldukça iddialı bir mekandır.
Eğer Antalya'da balık keyfi yapmak isterseniz; Lara'da ki Antalya Balık Evi’ne uğramalısınız. Dünya mutfaklarından lezzetler, yeni mekanlar için ise; Yat Limanı’nda ki mekanları deneyebilirsiniz.
Antalya'ya özgü olan kaymak, tahin ve cevizle yapılan kabak tatlısını yemeden dönmeyin.
ANTALYA'DA ALIŞ-VERİŞ:
Alışveriş için Antalya Kale İçi'nde ihtiyacınız olan her şeyi bulabilirsiniz. Özellikle Antalya gezinizi en güzel şekilde hatırlatacak olan patlıcan, bergamot, karpuz reçellerinin tadına bakmanın dışında bir kavanozda yanınıza almalısınız.
Ayrıca yörenin kök boyasıyla yapılan "döşeme altı halıları" kendiniz ve sevdikleriniz için çok güzel birer hediye olacaktır.

EĞLENCE:
Bütün eğlence merkezlerinin kabinin attığı yer Kale İçi'dir. Her zevke uygun mekanları burada bulabilirsiniz. Türkü barlardan, diskolara, dünya standartlarında kafelerden, restoranlara kadar Kale İçi’nde herkese uygun bir mekan bulabilirsiniz.
Antalya'da eğlence mekanlarının bir klasiği olan "Antalya 29" yeni ismiyle "Clup Arma" ziyaretçilerin gözdesi. Yat Limanı ise yine cıvıl cıvıl.
Antalya'da, Kale İçi'nin pabucu ne kadar dama atılır bilinmez ama, eğlence hayatı son yıllarda Konyaaltı’na yavaş yavaş kaymaya başladı.

2008-03-10

KUŞADASI'NA HOŞGELDİNİZ!!!

Aydın il merkezine 71 km. uzaklıkta, Ege Bölgesi'nin denizle buluştuğu kıyı şeridinde yer almaktadır. Kuzeyde Selçuk ve Pamucak, güneyde Dilek Yarımadası ile sınırlanan ilçe merkezi İzmir, Efes, Meryemana, Milet, Didim, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi önemli turistik merkezlerin odağında bulunmaktadır. Kuşadası Limanı, Yunanistan'a ait Sisam adasına yakın olması nedeniyle, buraya gelen turistler için Türkiye'nin ikinci önemli deniz kapısıdır.
Ulaşım:Kuşadası'na kara ve deniz yolu ile ulaşım imkanı vardır. Kuşadası Limanı bölgenin önemli limanlarındandır. En yakın havaalanı İzmir'dedir.
Gezilecek Yerler

Güvercinada : Kuşadası'nın hemen kıyısında yer alan küçük bir adadır. Bir mendirek ile sahile bağlanmıştır. Sarp kayalar üzerine inşa edilmiş bir Bizans kalesi vardır. Osmanlı imparatorluğu zamanında, Mora isyanı sırasında adalardan gelecek saldırılara karşı bir ileri karakol görevi görmüştür. Ayrıca korsanlara karşı kullanıldığından halk arasında "Korsan Kaesi" adı ile de anılmaktadır. Adanın en yüksek yerindeki kule, muhafızların oturması ve gözetleme yeri olarak kullanılmıştır. Ayrıca bir su sarnıcı mevcuttur. Kale restore edilerek çevre tanzimi yapılmış, çayhane, , restorantı türlü dinlenme ve eğlence yerleri açılarak turistik kullanım getirilmiştir. Ayrıca kale ışıklandırılmıştır.

Kruvaziyer ve Yat Limanları : Kuşadası'nda turist gemilerinin yanaştığı iki adet iskele ve ayrıca 650 yat kapasiteli yat limanı bulunmaktadır. Kuşadası Limanına her mevsim gemiler yanaşmaktadır. Kuşadası limanından Yunan Adası olan Sisam (Samos)'a bahar ve yaz aylarında (1 Nisan - 20 Ekim arası her gün) düzenli olarak yolcu motor seferleri yapılıp, kış aylarında bu seferler charter olarak değişir. Limanda günübirlik ve saatlik piknik turu yapan yolcu motorlar mevcut olup, Mavi Tur yapan yatlar da yat limanında bulunmaktadır.


Dilek Yarımadası: Büyük Menderes Deltası Milli Parkı 27.675 hektarlık bir alana sahiptir. Bu alanın 10.985 hektarı 1966 yılında Milli Park ilan edilirken Dilek Yarımadası'na aittir. Yarımadanın güneyine bitişik Büyük Menderes Deltası 1994 yılında Milli Parka eklenmiş olup, 16.690 hektar büyüklüğündedir. Dilek yarımadası bölümü, Samsun Dağları'nın Ege Denizi'ne uzandığı son nokta olup; 20 km. uzunluğunda ve ortalama 6 km. genişliğindedir.



Morfolojik yapısı içinde birçok tepe, vadi, kanyon ve koylar bulunmaktadır. Ortalama 650 m. Yüksekliğe sahip yarımadanın en yüksek yeri Dilek Tepe (Mykale) 1.237 m.dir ve Milli Park adını bu tepeden alır. M.Ö. 9. yy.da 12 İon kentinin kutsal toplanma merkezi Panionion, antik Thebai kenti, Ayayorgi Manastırı, tarihi Doğanbey Köyü (Domatia) ile Karine, Hagios Antonios Manastırı ve Zeus Mağarası da Milli Park sınırları içerisindedir.

Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı : 1618 yılında Sadrazam Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dış duvarlarda görülen top delikleri şehrin korsan saldırılarına karşı korunması amacıyla yapılmıştır.


Kale İçi Camii : 1618 yılında Sadrazam Öküz Paşa tarafından yaptırılmıştır.


Priene:Söke ilçe merkezine 15 km. uzaklıktaki Güllübahçe kasabası yakınındadır. Miletos'lu ünlü mimar Pippodamos'un planına göre kurulmuş olan şehir Helenistik karakterdedir. Günümüzdeki öteki kentlerden daha sağlam olarak ulaşmış olan Priene, önce Bergama Krallığının, daha sonra ise Roma ve Bizans'ın egemenliğine geçmiştir.

Bizans devrinde piskoposluk merkezi olan şehir gittikçe önemini kaybederek 13. yüzyılda tamamen terk edilmiştir. Prytaneum, Bouleuterion, evler, Athena tapınağı, Büyük Kilise, Tiyatro, Yukarı Gymnasium, Mısır Tapınağı, Kutsal stoa, Agora, Büyük İskender Tapınağı veya Kutsal eEv'i görülmeye değerdir.

Plajlar : Kuşadası'nda bulunan plajlar; Kadınlar Denizi Plajı,Güvercin ada Plajı,Yılancı Burnu Plajı, Yavan su Plajı, Kuştur Plajı, Kara ova Plajı, Güzelçamlı Plajı, Sevgi Plajı, Kalamaki Plajıdır.

Kaplıcalar : Çıban (Yavan su ) Kaplıcası, Venüs Kaplıcası, Güzelçamlı kaplıcası Kuşadası'nın önemli kaplıcalarıdır.

Mağaralar : Karaca Mağarası

Eğlence:Gece hayatı, Kuşadası'nda dolu dizgin yaşanıyor. Özellikle Barlar Sokağında, sabaha kadar süren müzik eşliğinde, gönlünüzce eğlenebilirsiniz. Her zevke hitap eden Kuşadası, ister hafif müzikle sohbet ortamı, ister yüksek sesli clubler, isterseniz de kareoke yapabileceğiniz ilginç mekanlarıyla size bir çok seçenek sunuyor. Artık seçmesi size kalmış.

2008-02-25

KUZEY EGENİN İNCİSİ "DİKİLİ"

Dikili, İzmir’in kuzeyinde yer alan şirin bir ilçesidir.
İl merkezine uzaklığı 120 kilometredir.
Kuzeyinde Balıkesir, doğusunda Bergama, batısında ve güneyinde Ege Denizi ile çevrelenir. İlçenin yüzölçümü 541 km²’dir. 1 beldesi (Çandarlı) ve 25 köyü bulunmaktadır. 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 30.115’tir. Bu nüfusun 12.552’si merkezde, 17.563’ü belde ve köylerde yaşamaktadır.İlçede 31 İlköğretim okulu, 3 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 3759 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 214 öğretmen görev yapmaktadır.Sağlık hizmeti, 2 sağlık ocağı tarafından verilmektedir. İlçede ekonomi tarıma dayanmaktadır. Tütün, pamuk, zeytin üreticiliği ve seracılık yapılmaktadır. Dikili limanı, turizm açısından ilçenin önemli bir gelir kaynağıdır. Temiz plajları, termal kaynaklarının zenginliği, iç ve dış turizm açısından önemlidir.
İlçede yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda Dikili’nin M.Ö.5000-4000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişi olduğu anlaşılmıştır. Ağıl Kale ve Kale Tepe ilk yerleşim merkezlerindendir. Arkeolojik bulgular sonucunda bu bölgede Akaların yaşadığı ve kente Aternagus denildiği ortaya çıkmıştır.
İlkçağda Lidyalılar, İranlılar, Frikyalılar, Mysialılar ile Romalılar ve Bergamalılar Ortaçağda ise Bizanslılar, Cenovalılar, Selçuklular ve Osmanlılar Dikili’ye hakim olmuşlardır. Bu kadar çok uygarlığın yaşadığı Dikili; Aristo, Hermos, August, İskender gibi ünlü kişileri tarihi süreçte ağırlamış; Aterneus, Astria, Teutronia gibi kent ve siteleri topraklarında barındırmıştır.Karaosmanoğullarının bölgede çiftlik kurup burada dikmelik yetiştirmesi ile "Dikmelik" adını alan ilçe, daha sonra "Dikili" diye isimlendirilmiştir.Doğal güzellikleri açısından Merdivenli köyünde bir doğal göl, Demirtaş ve Deliktaş köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadır.İlçeye bağlı Çandarlı Beldesi önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Dikili’nin tarihsel geçmişi oldukça eskilere gider. Antik yerleşim yeri Pitane’de elde edilen eserler Bergama Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Osmanlı döneminde II. Murat’ın ünlü Sadrazamı Çandarlı Halil Paşa, Çandarlı Kalesi’ni yeniden yaptırmıştır.Merdivenli ve Denizköy’de bulunan krater gölleri ile mağaraları ve Madra Çayı’na dayanan ormanları ilçenin doğal zenginlikleri arasındadır

2008-01-23

"AYVALIK" Gün Batımı Burda İzlenir

Deniz tutkunlarının gözdesi olan Ayvalık’ta yaz-kış bir başka yaşanıyor. Balıkesir’e bağlı bulunan Ayvalık’ta ki rum evlerinin mimarisi, rengarenk akasya çiçeklerinin kokusu, zeytin ağaçları arasında, sahilde ızgara balığın tadını çıkarmak Ayvalığın farkını ortaya koyuyor. Roma, Bizans ve Osmanlı kültürlerinin yaşandığı Ayvalık’ta, bu uygarlıkların izlerini hala daha görmek mümkün. Ayvalık’ta bulunan kiliseler, burada yaşayan uygarlıklardan kalma önemli eserler…
Cunda ya da Alibey Adası olarak bilinen adaya, her saat düzenlenen motor seferleri ile ulaşılabiliyor. Kilise ve manastırların bir araya toplandığı adada bulunan Taksiyarhis Kilisesi kiliselerin en büyüğüdür. Ayvalık’ı açık denizden ayıran Cunda’nın tepesinden boğazın ve adanın muhteşem manzarasını seyredebilirsiniz.
Cunda’ya gitmişken, sıra sıra dizilmiş olan balık restoranlarında, meşhur Papalina, deniz mahsulleri ve Ayvalık’ın meşhur zeytinyağından yapılmış lezzetli ot yemeklerini denemelisiniz. Adada dikkatinizi çekecek olan Rum evleri, adanın tüm şirinliğine şirinlik katıyor. Çamlık Orman Kampı’nın yukarısına doğru giderseniz eğer, büyük bir kafes içerisinde şeytana ait olduğuna inanılan ayak izini görebilirsiniz.

Eski bir lav birikintisinden oluşan bu bölgenin görünüşünün bir sofrayı andırmasından dolayı buraya “Şeytan Sofrası” adı verilmiş... Bu bölgeden Ayvalık’a tepeden bakabilir, huzur duyacağınız manzaranın karşısında saatlerce oturmak isteyebilirsiniz. Şeytan Sofrası’na güneşin batışına yakın gitmenizde yarar var, o manzara karşısında Ayvalık’a bir kez daha aşık olabilirsiniz.
Sıcaktan bunalmayacaksınız… Ayvalık Akdeniz İklimine hakim olan bir bölge olmasına rağmen, yaz aylarında sıcaktan kavrulup yanmanız mümkün değil. Lodos ve poyrazlara hakim olan beldede yazın sıcaklarında esen İmbat ve Meltem rüzgarları sayesinde serinletici bir havaya hakim olan Ayvalık’ta, kavrulmadan bir tatil geçirebilirsiniz. Ayvalık merkezden 8 km uzaklaştığınızda ulaşacağınız Sarımsaklı, kaliteli tesislerin bulunduğu bir bölgedir. 7 km uzunluğunda kumsal bulunan Sarımsaklı’da balık restoranlarına çok sık rastlayacaksınız. Yine ilçe merkezine 13 km. mesafede olan Altınova’da denize girmek için ilginç bir bölgedir.

Ayvalık gece hayatının nabzını tutan Sarımsaklı’da, tarzınıza uygun eğlence mekanı bulabilirsiniz. Ayvalık'a İstanbul'dan gitmek için öncelikle Balıkesir'e gitmeniz gerekiyor. Balıkesir'e gitmek için ise en kısa yol; Yeni kapı-Bandırma hızlı feribotuyla Bandırma'ya oradan da Balıkesir'e geçmektir. Balıkesir'e gelmişken Susurluk ayranının ve tostunun tadına bakmayı da unutmayın. Balıkesir'den sonra, İzmir yolunun devamında karşınıza çıkacak olan Ayvalık tabelaları ile kolaylıkla yolunuzu bulabilirsiniz. Ayrıca Ayvalık'a bütün illerde kara yolu ulaşımı vardır.
İyi yolculuklar

"AYVALIK" GEZİLECEK TARİHİ YERLER


AYVALIK


TARİHÇE
Ayvalık Adı Nereden Geliyor..?

1972 yılında yayımlanan 'Eolya'nın Başkenti Ayvalık' olarak türkçeleştirdiğimiz Yunanca kitaptan yararlanıldığında Ayvalık adının;- Ayva'dan ,yabani ayva'dan- Midye türü olan ve bu kesimde bulunan ayvada'dan - İlk yerleşenlerinin Midilli'nin Kydona köyünden olabileceklerinden ya da Girit'in 'Kydonies' bölgesinden gelmiş olabileceklerinden dolayı geldiği söylenebilir.Filozofların bu yerin adı konusundaki görüşlerini de vermek gerekir:Aioliki 'nin (Eolya'nın)bozulmuş şeklidir.Aiolik kelimesinden türetilmiştir Ayvalık1.Ayvalık anlamına gelen Kydonie ismi ,İÖ 330 'dan beri süregelmektedir.Yalnız ismin nereden kaynaklandığına dair ,kesin bir yanıt bulamıyoruz.Antikçağ'da gerçekten Ayvalık'tı da oradan mı aldı?Bilinmiyor...1. 'Eolya' mitolojiye göre Edremit Körfezinden İzmir'e kadar uzanan ve Midilli'yi de içine alan kıyı şeridine yerleşmiş bir soyun ülkesidir.Bu soydan olanlara Eoller ya da Eolyalılar denirdi.


İlk ve Ortaçağların Ayvalık:
Arkeolog Prof.Dr.Ömer Özyiğit 'in anlatımına göre ;Antikçağ'da ,Ayvalık'ın önündeki adalara 'Hekatonisa' ismi veriliyordu.Bu isim, bu adaların en büyüğü 'Nesos' (Moshonisi,Cunda,Alibey)aynı isimle söylenen 'Nesos' ya da 'Nasos' antik kentinin baş tanrısı olan Apollon'dan gelmeteydi.'Hekatos' Apollon'un takma adıydı.Bu nedenle bu adalara Hekatos ya da Apollon Adaları da deniliyordu.Apollon Adaların'da Nesos'tan başka 'Chalkis','Pordoselene' ,'Kydonia' antik yerleşmeleri vardı.Antik kaynaklar Chalkis,Pordoselene ve Nasos'tan oldukça söz etmelerine karşılık,Kydonia hakkında ,yazları akan ünlü bir sıcak su kaynağına sahip olduğunu yazan ,yalnız Plinius olmuştur.(İS 79)'da Vezüv Yanardağı'nın patlaması sırasında öldüğü kaydediliyor. Bugün eski Kydonia olduğunu sandığımız yerde,toprak üzerinde göze hiçbir temel çarpmamasına karşılık,yüzeyde antik devre ait ,çok bol sayıda çanak,çömlek parçacıkları açıkça görülebilmektedir.Yüzeyden topladığımız bu çanak çömlek parçacıklarına göre,burada Helenistik(İÖ 330 - 30),Roma (İÖ 30 - İS 395) çağlarına ait bir yerleşme merkezi olduğu anlaşılmaktadır.Bu antik yerleşme merkezinde ,daha da eski devirlerin bulunup bulunmadığını anlamak için,bilimsel arkeolojik kazı ve sondajların yapılması gerekmektedir. Roma Çağ'ında en parlak devrini yaşadığını sandığımız Kydonia'nın ,daha sonraları Bizans Çağı içerisinde ya da sonlarına doğru ,bazı nedenlerden dolayı,önemini yavaş yavaş kaybederek,yerleşmenin Ayvalık'ta 'İlkkurşun Tepesi' eteklerine kaydığı,burada gelişmeye başladığı,bu yeni yerleşme yerinde bulunan bazı Bizans Çağı verilerinden anlaşılmaktadır.Kent daha sonraki çağlarda gelişimini,bu merkez etrafında yapmış ve terk edilen eski yerleşme merkezi,zamanla toprak altında kalmıştır. Bu dört antik kentten Chalkis ve Pordoselene,yaşamlarını bitirmelerine karşılık,Kydonia ve Nesos,Antikçağ'dan günümüze kadar yaşamlarını sürdürmüşler ve bugün de sürdürmektedirler.Üstelik Kydonia ,Türkçeye çevrilmiş haliyle 'Ayvalık' ; Nesos ise ,Cunda ya da Alibey adıyla yaşamaktadırlar.


Yakın Tarihte Ayvalık Ansiklopedilere göre:
Cezayirli Hasan Paşa 5 Temmuz 1770'de ,Çeşme önlerinde Koyun Adaları civarında,Rus donanmasıyla çarpışmakta bulunan Osmanlı donanmasının sağ kanat komutanıdır.Çarpışmada kendi gemisi ateş alır,yaralanır ve bir salla karaya çıkarılır.Düşman ,İzmir Limanına girmesin diye oralarını sağlamlaştırır;sonra Foça,Karaburun ve Midilli Adası yoluyla Çanakkale'ye varıp Osmanlı donanmasına katılır.Ayvalık üstüne yazı yazan yabancı kaynaklara göre ise Cezayirli Hasan Paşa Ayvalık'tan geçerek İstanbul'a gitmiştir.Çarpışma esnasında gemisi hasar gören Cezayirli Hasan Paşa'nın yanındaki bir kaç askeriyle birlikte karaya çıkıp yemek ve yatacak yer için bir çiftliğe sığındığı ve çiftlik sahibi papazın kendilerini buyur edip bir hafta kadar bir süre ağırladığı anlatılmaktadır.Paşa'nın bu süre sonrasında İstanbul'a dönebilmek için Çanakkale'deki donanmaya katılmasında Papazdan yardım istemesi üzerine Papaz 50 silahlı adam ile yardım da bulunur.Ayrılırlarken dostluklarını tekrarlarlar.Hasan Paşa İstanbul'a ulaştıktan bir süre sonra Gazi ünvanı alarak sadrazamlığa yükselir.Kent dertleriyle başı çok ağrıyan Papaz ise Hasan Paşa'yı hatırlayarak İstanbul'a gider ve kendisinden kentine özerklik verilmesini ister.Kurtuluşunu kendisine borçlu olduğunu ve ne dilerse yapacağını söyleyen Hasan Paşa Papazın isteğini gerçekleştirir ve kentine özerklik verir.İşte bu özerklikten sonra Ayvalık'a yerleşen zenginler,sanaatkar rumlar kenti daha da geliştirip ünlendirirler ve bu debdebe ,bu yaşantı ,bu ilerleme 1821 Yunan İhtilaline kadar sürer.

2008-01-17

Rüzgarın Oyun Bahçesi Çeşme-ALAÇATI

Dünyanın en iyi surf merkezi olarak bilinen Alaçatı Surf Merkezi, her gün gençlerin akınına uğruyor. Her hafta çeşitli etkinlikler ve yarışların düzenlendiği plajda gençler hem güneşlenip denizin tadını çıkarıyor, hem de eğleniyor. Surf öğrenmek isteyenlere de ders veriliyor. Bu dersler sonunda tur atabilecek kadar surf öğrenilebiliyor. Plajda yer alan dükkânlarda ise surf için gerekli her türlü malzemeyi bulmak mümkündür. Alaçatı koyu, Ege kıyılarında yer alan pek çok koydan biri ama iki önemli özelliği onu windsurf yapanların cenneti haline getirmiş. Biri, hiç dinmeyen rüzgârı. Diğeri, denizin kıyıdan altmış-seksen metreye kadar bir buçuk metreyi geçmeyen derinliği.
Haritaları ve kaptanlığı ile tanıdığımız Piri Reis'te “Kitab-i Bahriye”de “Alaca at limanında deniz yufkadır” derken koyun dalgasız olduğunu kastetmiş. Yani onca rüzgâra rağmen koyda dalga yüksekliği sörfçülerin tadını kaçıracak boyuta ulaşmıyor. Alaçatı'da rüzgâr, yaz boyunca kuzey yönlerinden 15–25 kts (knots) süratle esiyor. Mayıstan ekime kadar rüzgâr sezonunda “yetmişiki milletten” windsurf yapanla karsılaşıyorsunuz. Alaçatı'daki surf okulları ile hem koyda hem Alaçatı'nın içindeki otel ve pansiyonlar, rüzgâr ve deniz tutkunlarını ağırlıyorlar. Alaçatı koyunun bir buçuk metreyi geçmeyen derinliği, aynı zamanda yeni başlayan sörfçüler içinde iyi bir eğitim sahası. Bu özelliğinden dolayı koy, hem ustalar hem acemiler için gözde bir surf merkezi. Usta delikanlıyla, yeni başlayan kardeşini veya kız arkadaşını birlikte surf yaparken görebiliyorsunuz burada; Ulusal ve Uluslararası pek çok yarışmanın düzenlendiği koyda.
ALAÇATI'nın Doğal Yapısı ve Termal Su:
Batısında Çeşme'ye sınır Karadağ sönmüş bir yanardağ olup zengin termal kaynaklara sahiptir. Bucak merkezinin civarında, yağmur sularını taşımaya yarayan küçük dere yatakları bulunur. Alaçatı ovalarından Buca ovası üzerine kurulan Alaçatı - Kutlu Aktaş içme suyu barajı 1998 yılında hizmete girmiştir. Yörenin tarıma elverişli topraklarında özellikle zeytin, anason, soğan ve enginar üretilmektedir. Ayrıca Alaçatı Türkiye'nin tek sakız ağacı bahçesine sahiptir. Güneyinde doğal Alaçatı Limanı, devamlı esen rüzgârına rağmen dalgasız denizi ile dünyada surf yapmaya elverişli önemli merkezlerden biridir. Yöre Akdeniz ikliminin tüm özelliklerini taşımaktadır. Kışları yağışlı - ılıman, yazları sıcak ve kurak geçmektedir. Alaçatı nüfusu da mevsimine göre değişir. Kışlık nüfus 10000 iken yazları 60000–70000'i bulmaktadır.
Termal su insan sağlığına faydalı ve tedavi edici özelliğe sahip. Değişik oranlarda minerallere sahip termalin insan sağlığına faydalı ve tedavi edici özellikleri var... Termal su ve özel bitkilerin karışımı ile hazırlanan bitki banyoları, vitamin eksikliğine bağlı kemik, eklem ve iskelet sistemi rahatsızlıklarına çok iyi geliyor.
Rüzgar Gülleri:
Alaçatı Belediyesi ve ARES işbirliği ile kurulan Türkiye'nin ilk Rüzgâr Enerji santrali:
Türkiye'nin ilk ticari rüzgâr santrali olarak Güçbirliği Holding A.Ş. tarafından rekor denecek 4 ay gibi bir sürede yapılıp işletmeye alınan ARES rüzgâr santrali, on iki adet ve 44 rüzgâr türbininden oluşmuştur. Türbinler Danimarka'nın en önde gelen türbin imalatçılarından biri olan VESTAS tarafından imal edilmiştir. Her bir türbin gücü 600 KW, yani santralin toplam gücü 7,2 megawatt'tır. Türbinler Germanischer Lloyd ve IEC standartlarına uygun olarak imal edilmişlerdir. Bu türbinler tarafından, bölgenin önemli rüzgâr gücü elektrik enerjisine dönüştürülmektedir.
Rüzgârın hızı saniyede 3,5 – 4 metreye erişince ve kanatların dönüş hızı dakikada 29 tur olunca türbinler elektrik üretmeye baslar. Türbin kanatlarının eğimi 0 ila 90 derece arasında sürekli ayarlanmak suretiyle, rüzgârın hızı değişse de dönüş hızı ve enerji üretimi sabit kalır. Rüzgârdan maksimum verimi almak için türbinler sürekli olarak rüzgâra doğru dönerler.
Rüzgârın ortalama hızı saniyede 25 metreyi geçince türbinler otomatik olarak durur. Ortalama rüzgâr hızı saniyede 25 metrenin altına düşünce tekrar üretime başlar.
Her bir türbin kanadının uzunluğu 22 metre olduğundan toplam rotorun çapı 44 metredir. Kanatlar epoxy ile sertleştirilmiştir. Fiberglas malzemeden yapılmıştır. Türbinler, yıldırım darbelerinden korunmak için kanat ucundan temele kadar paratoner ile korunmuştur. Kuleler paslanmaz çelikten yapılmış ve özel bir kaplama ile korunmuştur. Yükseklikleri 45 metredir. Kulelerin alt çapı 3 metredir. Üst çapı ise 2 metredir.
Elektrik üretimi, türbinlerin içindeki asenkron generatör tarafından gerçekleştirilir. Üretilen elektriğin gerilimi 690 volttur. Her bir türbin kulesinin altına yakın olarak yerleştirilmiş bulunan trafolar yardımı ile 35 kilovolta yükseltilir ve böylece üretilen elektrik enerjisi orta gerilim dağıtım şebekesine bağlanabilir.