2008-07-28

K I Z KUMU (Marmaris)


Ege’de tatil yapmak dahası çılgın bir tatil yapmak denilince akla gelen ilk yer Bodrum’sa ikincisi de hiç kuşkusuz Marmaris’tir. (En azından benim naçizane fikrime göre). Kalabalık caddeleri, sabahlara kadar süren gece hayatı, masmavi denizi ve eşsiz güzellikteki koyları Marmaris’i gerçekten çekici kılıyor.

Ancak bu kalabalıklarla birlikte tatil yapmak niyetinde değilseniz yani çılgınca değil de dingince bir tatil sloganı ile yola çıkarsanız bir seçeneğiniz var. Orhaniye Köyü! Efsaneleri ile ünlü bu köy kendisini ziyaret edenlere sakinliğinin ötesinde başka tatlarda sunuyor.

Yemyeşil çam ormanlarının arasında saklambaç oynayan Orhaniye Köyü, Kızkumu adı verilen kıyıoku ve burası ile ilgili efsane çeşitlemeleriyle hem sizi zamanın ötesine götürüyor hem de muhteşem bir tatili muştuluyor. Ama Kızkumu’nda yürüyüp de bunları hissetmeyen varsa ya da olursa ben doğru Bodrum’un çılgın ve aslında gün geçtikçe monotonlaşan eğlencelerine yol almasını tavsiye ederim. Ancak burada Bodrum’u kötülediğim gibi bir düşünce çıkarılmasın tabii ki şahane koyları ve köyleri olan Bodrum’da sevdiğimizi şirin, tatlı tatil beldelerimizdendir fakat buradaki hassasiyetim Kızkumu’nun olağandışı görüntüsünden ve yarattığı “Amanın denizin üstünde yürüyorum yav!” duygusundan ileri geliyor.

Efsane ile doğanın kesişimi... Bir Anadolu efsanesinde yürümek...

Bir rivayete göre!
Efsane yörede yaşayan köylülere göre değişiklik gösteriyor. Bir versiyonuna göre yüzlerce yıl önce bu yörede yaşayan Kral, kızlarını yetiştirdiği üzümlerin başında beklemelerini emretmiş. Ama bizim prensesler, tabii gençler kanları kaynayor türlü hulyalar içinde yorgunluktan uykuya dalmışlar ve üzüm leri korsanların çalmasına engel olamamışlar. (Buraya kadar hikaye süper de korsan kısmı beni biraz zorluyor). Bunun üzerine babalarının gazabından korkan prensesler kendilerini korumak için eteklerindeki taşlarla denizden karşı kıyıya geçmeye çalışırlar. Ve denizin tam ortasında taşları biten iki prenses boğulur.
Kızın adım attığı yerler kumsala dönüşür!

Bir diğer efsanede de yine bizim kral ve kralının kızı ile bir balıkçı birbirlerine aşık. Ancak, kral kızı balıkçıya varamaz. Hal böyle olunca,kız ile delikanlı gizli gizli buluşuyorlar tabii. Kral baba bunu zaman içerisinde öğreniyor ve bir gece takip ettiriyor kızını. Diyorlar ki; balıkçı denizden geliyor, kız kumsalda onu bekliyor, bulunduğu yeri ışıkla işaret ediyor delikanlıya. Ve kral kızı ile delikanlı,gün ağarana kadar aşk oyunları Yapıyorlar birbirlerine.Kral bir gece askerlerine kızını yakalamalarını ve kumsalda Işıkla balıkçıya işaret göndermelerini buyuruyor. Delikanlı ışığı görünce atlıyor kayığına ve kürek çekiyor bir manga askerin üzerine doğru. Kız askerlerin elinden kurtuluyor ve koşmaya başlıyor sevdiğini kurtarabilmek için ama koyun taaa öbür ucuna yetişmesi imkansız.Ama sevda bu; kural falan dinlemez, atıyor kendini sulara.İşte o anda bir mucize gerçekleşiyor!

Kızın adım attığı her yer kumsala dönüşürken peşinden koşan Askerler bastıkça denize gömülüyor onca ağırlıkla. Kız kayığa kadar koşabiliyor. Ancak bir okçu tam o anda delikanlıyı hedefleyip salıyor okunu. Heyhat!
Kız ile delikanlı birbirlerine sarılmışlardır bile ve ok gelip kızla buluşuyor.

Kırmızıya boyanan kumların anlamı
Derler ki; o kumlar, kızın kanı denize karışınca kırmızıya boyanmış. Delikanlı ise aldığı gibi gidiyor kızı, sonrasını ne gören var ne duyan!

İşte 650 metre boyunca denizin ortasına doğru uzanan kızıl taşlarıyla Kızkumu, ayak bileklerine kadar denizin içine çok uzaklara kadar yürümenizi ve kelimenin tam manasıyla dumur! Durumunu yaşamanızı sağlıyor. Kızkumunda bu efsanelerin hüznüne kapılmadan yürümeyi başarırsanız kendinizi çok iyi hissetmeniz işten bile değil çünkü iki yanınızı çavreleyen masmavi suların ortasında üzgün ve denizin içinde yürümenin keyfini belki de başka hiçbiryerde yaşayamazsınız. Öyle ki siz Kızkumu’nu üzerinde adeta bir evliya edasıyla yürürken tekneleriyle koyu ziyarete gelenler sizin dumurunuza yakın bir duyguyla size bakıp denizin içindenn yürüyen bir insan olabileceğine inanamıyorlar.

Orhaniye Köyü'nün diğer hünerleri
Öte yandan Orhaniye Köyü’nün tüm hüneri bu kadarla da kalmıyor. Kızkumu çevresinde sadece keçilerin tırmanabilecekleri kadar dir yamaçlar sergüzeşt ruhları da kendine çağıran bir güzelliğe sahip. Zaten bu koyun bir diğer adıda Keçibükü. Ancak bu yöre Kızkumu’nun dışında fazlaca bilinmiyor. Bunun nedeni ise son yıllara kadar yolların oldukça bozuk olması. Dolayısıyla mavi yolculuklara çıkanlarla denizde burun buruna gelme olasılığı da artıyor. Mavi yolculuğu tercih edenlerdenseniz gece koyda demirlediğinizde ateşböceklerinin ve denizin sesi ile burada da nirvanaya ulaşabilirsiniz. (Yani fazla uzak doğuya! gitmeye gerek yok) Yok ben almıyım köyde kalayım derseniz o vakit çoğu köyün yerlileri tarafından işletilen pansiyon ve motellerin tadını çıkarabilirsiniz. Bu arada Kızkumu’nun şirin balık lokantalarında bir balık ziyafeti çekemeyecek kadar vaktiniz ya da isteğiniz yoksa siz zaten oraya hiç gelmemişsiniz. Ya da yürümek ya da tırmanmakla bitmeyecek patikalarda, kavurucu güneşe inat şarkılar tutturmadıysanız. Eğer tüm bunları yapmışsanız zaten keçi kavesinde yaşlıların gençlik hatıratlarını paylaşın dememe bile gerek yok.

Bu da olmadı barlar sokağı
Yok bunların hiçbiri yeterli değil diyip benim sabrımı sınamaksa niyetiniz, ben yine de iki seçenek daha sunacağım ısrarla. Ya Turgut Köyü’ne gidip bir doğa harikası daha olan şelalenin buz gibi sularına kendinizi atacaksınız ya da Marmaris’in sadece 25 dakika uzakta olduğunu hatırlayarak barlar sokağının kalabalığına doğru yol alacak ve tüm anlattıklarımı unutacaksınız. Karar sizin!

2008-07-03

BELEK!!'







Belek Antalya'nın 40 kilometre uzağındadır. Yıllar önce Antalya ile birlikte anılan Belek, zamanla Antalya'dan farklı bir tatil bölgesi olarak anılmaya başlamıştır.
Belek Antalya’nın 40 kilometre uzağındadır. Yıllar önce Antalya ile birlikte anılan Belek, zamanla Antalya’dan farklı bir tatil bölgesi olarak anılmaya başlamıştır. Modern otelleri, alış veriş olanakları, bir yanda güzel yemekler yiyip bir yandan da bulunduğunuz mekanlardan keyif alabileceğiniz restoranları... ve özellikle dünya standartlarında olan golf tesisleriyle doğa ile sporu, tarih ile dinlenmeyi bir arada sunan bir tatil bölgemizdir.
BELEK’İ KEŞFET
Aspendos:
Aspendos genellikle Antalya ile birlikte anılan bir yerdir. Ancak Aspendos Belek’e oldukça yakın olduğu için uğramadan dönmemeniz gereken yerler arasında yer alıyor.
Aspendos, İ.S. 2. yüzyılın sonlarına doğru mimar Zenon tarafından yapılmıştır. Antik tiyatronun akustiği hala çözülememiş sırlar arasında yere almaktadır. Ancak sır olarak kalan sadece bu yapının akustiği değildir, bunun dışında yapılışı adına bir çok efsaneler üretilmiş ve üretilen bu efsanelerin doğruluğu ve yanlışlığı hakkında kesin bilgiler yoktur. Bu yapının geçirmiş olduğu bir çok depreme rağmen hala ayakta kalması bir yana, tiyatronun yaklaşık 20 bin kişilik kapasiteye sahip olması bir yana, adına üretilen efsaneler bir yana... bu kadar özellikleri olan bir yer görmeye değmez mi?
Perge:
Eğer Belek’te ilk olarak Aspendos’a ziyarette bulunursanız, Perge size oldukça küçük gelecektir. Ancak Grek döneminden kalma kuleleriyle ziyaretçilerin ilgi odağı olmuştur.Antalya'nın merkez ilçesine bağlı Aksu bucağının kuzeyinde yer alan eski çağ kenti Perge'nin İ.Ö.1000 yılına doğru kurulduğu sanılmaktadır.

Eskiçağ'da ün salan Artemis tapınağı günümüze kadar bulunamamış.Kentin kenarındaki onbeşbin kişilik tiyatroysa çok iyi korunmuş,oturma yerleri olduğu gibi kalmış.Hatta sahnesini önemli bir bölümüde hala ayakta duruyor.Surları da zamana meydan okuyor adeta.Antik kent Perge'de,Ord.Prof.Dr.Arif Müfid Mansel ölümüne kadar geçen sürede arkeoloji kazılarını yürütmüş.
Kentin özellikle Nymphaeion'unda çok sayıda heykel bulunmuş.Kentin kullanıldığı zamanlarda,su perileri Nymphe'lere adanmış anıtsal havuzlu çeşmedeki yekpare mermerden işlenmiş şu anda başı olmayan peri heykelinin altından akan su,2-3 metre yükseklikten düşerek,yapılmış havuz ve kanal sistemi ile şehrin agorasını bir baştan bir başa dolaşıyormuş.Şimdi ise sudan eser yok ve yanınıza yedek bir matara almadıysanız işiniz oldukça zor...

Kurşunlu Şelalesi: Çevresi ağaçlarla kaplı olan bir şelale düşünün, yeşil bir doğa mavi bir gökyüzü, beyaz köpükler... ve size eşlik edecek kuşların ve tabiatın sesi... hayal ettiğiniz yer

Burada piknik yapabilir, alabalık yiyebilir ve gizli olan mağaralarda ufak bir doğa keşfine çıkabilirsiniz.

Belek’te golf oynanır.Belek ufak bir tatil merkezi olmasına rağmen adını duyurmuş bir beldemizdir. Bunun en büyük nedeni ise doğa ile iç içe spor yapma olanağı sunan Türkiye’nin en büyük golf alanlarının bu bölgede bulunmasıdır.
Golf ün tarihi oldukça eskilere dayanır. Bu spor uzaktan bakıldığı zaman rutin bir spormuş havası verse de golf tutkunları için vazgeçilmez bir spordur. Golf oynarken, saatlerce atış yapmak ve topunuzun peşinden yürümeniz gerekir ve bu da vücudunuzu oldukça hareket ettirmenizi sağlar, bunun yanı sıra beyninizi de çalıştırmanız, topa ve oyuna oldukça iyi adapte olmanız gerekmektedir.
Belek’te bulunan golf sahalarında golf oynayabilir ya da burada bulunan öğretmenlerden golf dersleri alabilirsiniz. Ancak bu sporun oldukça pahalı bir spor olduğunu hatırlamadan da geçmeyelim.

BELEK'TE DAMAK ZEVKİ
Belek’in güzel bir deniz bölgesi olmasından dolayı bu bölgede ilk tercihiniz, deniz manzarasına karşı balık yemek olacaktır. Balık ve deniz ürünlerinin dışında, Belek’te karpuz, bergamut ve turunç reçellerini deneyebilir ve evinize dönerken bir kavanoz reçel satın alabilirsiniz.
Antalya özgü olan bir çok yemeğin, Belek’te tadına bakabilirsiniz. Bunların başında Antalya Piyazı, tahin ve limon suyundan yapılan Hibeş ve yoğurt, et, nohuttan yapılan Kulak Çorbası’nı deneyebilirsiniz.

BELEK'TE ALIŞVERİŞ
Belek’te alışveriş yapmak için çeşitli seçekleriniz var. Son yıllarda oldukça gelişmiş bir tatil beldesi olmasının en büyük getirilerinden bir tanesi bir çok yerde açılan alışveriş mekanlarıdır. Buralarda bir çok ürünü bir arada bulabilirsiniz. Ancak yöreye özgü birşeyler satın almak isterseniz, size halk pazarlarını önermemiz gerekecek, bu pazarlarda yiyecekten el ürünlerine, değişik objelerden halılara ve kilimlere kadar bir çok şeyi bulabilirsiniz.

Gez: Perge’yi gez.
Gör: Kurşunlu Şelalesi’ni gör.

Dene: Golf oynamayı dene.

Tadına bak: Yöreye özgü reçellerin tadına bak.

Hayran kal: Aspendos’a hayran kal.

2008-06-10

"ADALAR"----İSTANBUL

İstanbul'un sevilen yerlerindendir adalar. Tarihi geçmişi, eşsiz manzarası, keyfi, yaşam tarzı, faytonları... her dilden, her dinden, her renkten insanın bir arada yaşadığı... Büyük Ada, Heybeli Ada, Kınalı Ada, Burgaz Ada. Hepsi birbirinin benzeri gibi görünen fakat birbirinden farklılıkları yaşandıkça anlaşılan Prens Adaları.
Ada Kültürü
"Ada kültürü" demek ne kadar doğru olur bilinmez ama, adaların hepsinde ortak bir yaşam tarzı vardır. Motorlu taşıt yok! Doğal olarak ta trafik, karmaşa, korna sesleri yok! Onun yerine; iki atın çektiği fayton turları var. Çarpık bir yapılaşma, düzensiz yüksek apartmanlar yok! Onun yerine renkleri birbirine uyumlu villalar, köşkler, bahçelerinde akasya çiçeklerinin olduğu şirin evler var.
Ada kültürünün bir diğer parçası; en yüksek tepelerine kurulan kiliseler, camiiler, manastırlardır. Kır lokantalarında mangal sefaları eşliğinde yapılan hoş sohbetler, iskelenin yakınlarında bir bardak çay keyfi ile "Ada Kültürü" her zaman güzel, her zaman özeldir.
BÜYÜK ADA
İstanbul adalarının en büyüğü ve en gözde olan adasıdır. Kuruluşu yaklaşık olarak 20. yüzyılının başlarına dayanır. Cumhuriyet zamanından sonra yeniden canlanan Büyük Ada, diğer adalar arasında en büyüğü olma özelliğinden dolayı, adaların merkezi olarak bilinir. Kaymakamlık, Belediye Sarayı, devlet daireleri Büyük Ada'da bulunur.
Fayton sefası
Büyük Ada'da her adada olduğu gibi fayton sefasını hem ulaşım, hem de gezi için kullanabilirsiniz. Arka koltuğuna oturduğunuz faytonda, kendinizi sultanlar gibi hissedebilirsiniz. Büyük Ada'da yapılan büyük ve küçük turlarla adanın bütün güzel mekanlarını görme şansını elde edebilirsiniz.
Ya da kendinizi atın yollara yürüyün yürüyebildiğiniz yere kadar, yollarda karşınıza çıkan yeşil doğanın, muazzam yapıların güzelliklerinin keyfine varın.
Büyük Ada'yı keşfetmeye hazır mısınız?
Vapurdan indiğinizde karşınıza ilk çıkacak olan tarihi iskele ile başlarsanız adayı keşfetmeye, devamında İsa tepesindeki Hristos kilisesi, Ayios Dimitrios Kilisesi ve Hamidiye camii gibi birçok güzel yapı sıralanabilir, görüldüğünde keyif alınacak yerler arasında.
Aya Yorgi Kilisesi
Büyük Ada'nın en dikkat çekici yeri adanın en yüksek tepesi olan "Aya Yorgi Tepesi'dir". Burada bulunan sevimli Aya Yorgi Kır Bahçesi'nde, enfes manzara karşısında leziz bir yemek yiyebilir, gece İstanbul'un uzaktan görünen ışıları karşısında içkinizi yudumlayabilirsiniz.
Tepede bulunan Aya Yorgi Kilisesi ve manastırı 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde binlerce insanın akınına uğrar. Aya Yorgi Kilisesi'ne yürüyerek çıkanların "dileklerinin gerçek olması" inanışları, belki bir umut, belki de Ada’nın bu güzelliklerini yürüyerek keşfetmenizi sağlamak için söylenmiş bir hurafedir, kim bilir ama her şeye rağmen denemeye değmez mi?
Büyük Ada, güzelliğini istese bile saklayamayacak yerlerden bir tanesidir. Gördüğünüz yerlerin ya da caddelerin adını, geçmişini bilmeseniz bile gözünüze çarpmaktan hiç çekinmeyen duruşları ile "ben buradayım" derler adeta.
Büyük Ada’da yemek yemek bir keyiftir
Büyük Ada'da daha vapurdan indiğinizde burnunuza balık kokuları gelmeye başlayacaktır. İskelenin etrafında bulunan balık restoranlarının haricinde, küçük balık büfeleri, seyyar midye dolmacılar, kalamar, midye tava... ve deniz ürünleri adına ne ararsanız sizi Ada'da bekliyor olacaklar.
Ama canınız açık havada mangal keyfi yapmak isterse, Aya Yorgi Tepesi'ne çıktığınızda tam yerine gelmiş olduğunuzu anlayacaksınız. İster mangalda pişmiş bir tavuk, ister ızgara balık ya da sadece demli bir çay...
Hem ruhunuzu hem vücudunuzu ödüllendirmek için bir bisiklet turu, açık havada çimenlerin üzerinde yapılan bir öğlen şekerlemesi ve ardından enfes bir ziyafet. Lunapark Kır Bahçesi bu konuda imdadınıza yetişecek. Güzel bir piknik sofrası ya da kendin-pişir kendin-ye tarzında olan Lunapark Kır Lokantası'nda keyifli dakikalar geçirebilirsiniz.
Ada turunuz bitip de vapur saati yaklaştığında, iskeleye vapurdan en az bir saat önce gitmeye özen gösterin. Çünkü iskelenin yanı başında bulunan çay bahçeleri sizi çay içmeye bekliyor olacaktır.
HEYBELİ ADA
İkinci büyük ada olan; Heybeli Ada, tüm adalarda olduğu gibi burada bir "Ada Kültürü" hakimiyeti vardır. Deniz Harp Okulu ve Lisesi'nin burada olmasından kaynaklanan bir nedenle Heybeli Ada'da disiplin, intizam ve düzen kokusu hakimdir havada.

Heybeli Ada'da yapacağınız fayton turları ile adanın her yerini rehber faytoncular eşliğinde gezebilirsiniz. 1942'de kurulan Türkiye'nin ilk sanatoryumu olan Heybeli Ada Sanatoryumu, Aya Ofemya Ayazması, Abbas Halim Paşa Köşkü, İsmet İnönü Köşkü görebileceğiniz yerler arasındadır. Ayrıca Deniz Kulübü tesislerinde de havuz keyfini yaşayabilirsiniz.
Değirmen Burnu Piknik Alanı; Bu piknik alanına ufak bir ücret ödeyip girebilirsiniz. Yeşil alanda ister bisiklete binebilir, ister yürüyüş yapabilir, isterseniz de bir mangal kiralayıp kendi ellerinizle pişirdiğiniz yemekleri yiyebilirsiniz. Ya da bırakırsınız servise garsonlara siz sadece yemek yemenin keyfini çıkartırsınız, artık orası sizin keyfinize kalmış.
BURGAZ ADA
Adalar yüzölçümü olarak küçüldükçe sessizliğe ve sakinliğe gömülüyor. Burgaz Ada’yı da, Ada Kültürü tüm hakimiyeti altına almış durumdadır. Faytonlar, bisikletler, eşek gezileri...
Burgaz Ada, Saik Faik Abasıyanık ile anılır. İskeleye yaklaşırken bile görünen Saşt Faik'in köşkü şu anda bir müze haline getirilmiş ve ziyarete açılmıştır.
Burgaz Ada’yı tepeden izlemek için gidilebilecek tek yer; eski adıyla Hristos yeni adıyla Bayrak Tepesi'dir. Burada bulunan kilisenin mimarisi arkanızda, tepeden görünen Burgaz Ada’nın manzarası ayaklarınızın altında, karşınızda Marmara denizi, değmeyin keyfinize...
Adanın en geniş yeşillik alanı Kalpzankaya'dır. Burası Osmanlı döneminde sahte para basan kalpazanlar yüzünden bu adı almıştır. Kalpzankaya'ya Hrısto (Bayrak) Tepesi'nden inişte ulaşabilirsiniz. Piknik alanı olarak düzenlenmiş bu yerde kır lokantalarında yemek yiyebilir, eşek gezileri yapabilirsiniz.
Burgaz Ada'da yapacağınız gezilerde, Aya Yorgi Kilisesi, cennet bahçesi, Dimitrakopulo Köşkü gibi yerleri görmenin dışında ünlü köşk ve yalılarını gezebilirsiniz. Genel olarak sahilde bulunan villa ve köşkler, Gezinti Caddesi'nde ve Heybeli Ada manzaralı olan Gönüllü ve Mehtap Sokakları'nda bulunuyor. Köşklerin yapıları, birbirleri ile uyumu, bahçe düzenleri görmeye değer. Ada'da bulunan su sporları kulübü ise Moloz Burnu'nda yer alıyor.
KINALI ADA
Kınalı Ada, adını makilerin, uzaktan görünüşünü kızıl renkli olmasından dolayı almıştır. Kınalı Ada çok kayalık ve yeşilliği az olan bir adadır.
Adaların en küçüğü olan Kınalı Ada'da ulaşım için Ada Kültürü'nün bir parçası olan faytona bile gerek duyulmamıştır. Çünkü adanın en uzak bölgesine bile yürüyerek 20 dakikada ulaşabiliyorsunuz.
Çınar Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere Kınalı Ada'da bulunan üç tepeden, bu küçük sevimli adanın manzarasını izleyebilirsiniz. Kınalı Ada bütün adalarda olduğu gibi mimarisi evleri ve dini yapıları ile dikkat çekmektedir. Kirkor Lusaroviç Ermeni Kilisesi, Panagia ve Khristos Manastırları bunlardan bir kaçıdır sadece.

2008-05-13

DATÇA!!!


1928 yılında ilçe olan Datça'nın tarihi çok eskilere dayanıyor.
DATÇA'NIN TARİHİ
1928 yılında ilçe olan Datça’nın tarihi çok eskilere dayanıyor. Antik Çağ’da Knidos adıyla anılırken, 6. yüzyılda Lidyalıların daha sonra da sırasıyla Dorların, Perslerin, Büyük İskender’in, Roma İmparatorluğu’nun ve Bizans İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. 12. yüzyılda Selçukluların bu muhteşem topraklara hükmetmesinin ardından Osmanlı egemenliğiyle tarih sayfalarında yer almıştır.
Tarihi Knidos şehri, döneminin en önemli kültür, sanat ve bilim merkezlerinden biri sayılıyordu.
Havası her derde çare oluyor
Nem oranı sıfır bir yer hayal edin. Doğası ve yeşillikleriyle tertemiz, senenin 300 günü güneşle parıldayan masmavi bir gökyüzü düşünün. Sıcak yaz günlerinde bol oksijeniyle yüzünüze vuran serin rüzgarı hissedin. Ve şimdi de Türkiye’nin en güneybatı ucuna gidin. İşte ordasınız...
Ünlü coğrafyacı ve tarihçi Strabon’un dediği gibi; “Tanrı, yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını istiyorsa Datça Yarımadası’na bırakır.” Tarihin en eski tıp okullarının kurulduğu, insanların şifa bulmak için geldikleri Datça; hala doğallığını koruyor.
DATÇA’YI KEŞFEDELİM
Tarihi, antik kentinde yaşayın
Knidos: Datça’nın 35 km uzağında, en batı noktasında bulunan bu tarihi mekan; ‘Çıplak Afrodit’ eseriyle ünlenmiştir. Praksiteles’in bu heykelinin önemi, dünyada bulunan ilk çıplak tanrıça heykeli olmasıdır. Ayrıca amfitiyatro, Akropolis, Demeter Mabedi ve güneş saati hala görülebilen tarihi eserlerdendir. Buranın bir diğer özelliği de hem Akdeniz’den hem Ege’den denize girebileceğiniz tek nokta olmasıdır. Özellikle Mavi tur yapanların uğrak yerlerinden biridir.
Eğer yaz aylarında ziyaret edecekseniz deniz yolunu kullanmanızı öneriyoruz çünkü karayolu – özellikle son kısımları – hiç iyi durumda değil.
Hızırşah Köyü: Selçuklu zamanından kalma cami görülebilecek en önemli eserdir.
Reşadiye (İskele Mahallesi): 200 yıllık bir tarihe sahip Mehmet Ali Bey Konağı görülmeye değer yapılar arasında yer alıyor. Ayrıca büyük cami de Reşadiye’de görebilecekleriniz arasındadır.
Koylarında geçireceğiniz zamana doyamayacaksınız
Yüzerken başınızı aşağıya çevirdiğinizde yüzen balıkları görebileceğiniz temizlikte, masmavi sulara sahip bu koylar; unutulmaz bir eğlenceyi ve dinlenceyi bir arada sunuyor. Bir diğer şansınız da hem Akdeniz’e hem de Ege’ye girebilecek kumsallarda bulunmanız olacaktır.
Mesudiye Köyü: Knidos yolu üzerindeki bu bölge, Kızılbük Koyu’nun da aralarında bulunduğu 3 koyu bünyesinde barındırıyor. Enfes bir limana sahip Hayıtbükü ve Ovabükü de Mesudiye Köyü’nün diğer koylarıdır.
Palamutbükü: Tertemiz deniziyle sizi adeta büyülecektir. Datça’ya 30 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Açıklığında küçük bir ada bulunan bu koyun kumsalı kum ve çalıldan oluşmaktadır.
Kargı Koyu: Datça’ya 4 km. uzaklıkta yer alıyor. İri taneli kumu ve sakin sahiliyle huzur veren bir koydur.
Şehirden uzak olmayan Kumluk Plajı, Hastane Altı Plajı, Taşlık Plajı ve Şifalı Göl de diğer seçeneklerdendir.
Ayrıca dalış ve sörf meraklıları da Datça’da yer bulmakta zorlanmayacaklardır. Muhteşem denizi ve sürekli esen meltem rüzgarlarıyla aktif tatil arayanlar için Datça daha da çekici hale gelebilir.
Tatilinizi sadece deniz ve sessizlik olarak düşünmeyin. Size sunulan ve keyfine varabileceğiniz birçok seçenek var.
DATÇA'DA DAMAK TADI
Datça’da deniz kenarında balık keyfi yemenin dışında, değişik tatlara hazır olun. Bu tatların ilk başında Datça bademi gelir. Datça bademi, Türkiye’de oldukça meşhur olan lezzetlerden bir tanesidir. Datça’da bademlerin bir çok çeşidi vardır. Nurlu’su, ak’ı, dedebeğ'ı kababağ’ı gibi değişik çeşitleri vardır. İncirli Badem: İncirin içine badem koyup fırında pişirilen tatlıya deniliyor. Ve İncirli Badem’e bal karıştırarak yapılan lezzete ise Ballı Badem adı verilmektedir. Bu tatları halk pazarlarında ve yol kenarlarında kolaylıkla bulabilirsiniz. Ayrıca bu tatlı lezzetlerin doğal birer enerji kaynağı olduğunu da unutmayın.
Tatlılardan bahsettik ancak, Datça’da gün boyunca tatlı yemeniz gibi bir şey söz konusu değil tabii ki de! Biraz da Datça yemelerini anlatmak gerekirse, ilk olarak "keşkek" ten bahsetmek gerekir. Keşkek Datça’da özellikle düğünlerde yapılan, pilav tarzında bir yemektir. Keşkek oldukça zahmetli bir yemektir, çünkü buğdayı malzemeleri oldukça itinayla seçilmeli ve pişirilmesine de bir o kadar özen gösterilmelidir. Datça’da yemekler genellikle değişik otlardan ve bitkilerden yapılır, ve özellikle bu değişik bitkilerden yapılan çaylar Datça’da oldukça revaçta olan içeceklerdir.
Sizde gittiğiniz yerlerde yöreye özgü yemekler yiyerek o yeri daha iyi tanıyacağınızı düşünüyorsanız Datça’da Karavile( Salyangoz), Kışıyak, Otlu, Dallampa gibi adı gibi kendi de oldukça ilgi çekici olan yemeklerin tadına bakmalısınız.
DATÇA'DA ALIŞVERİŞ
Datça’da satın almak için bir çok ürünün arasında ilk olarak dikkatinizi çekecek olan şeyler, iğne oyaları olacaktır. Datça’da kullanılan has ipek dokumalar, evlerde yetiştirilen ipek böceklerinden elde edilmektedir. Datça halkı el sanatlarına oldukça değer vermektedirler. Binalar restore edilerek El Sanatları Merkezi’ne dönüştürülmüştür. El emeği olan ürünleri, başta Sanat Merkezleri olmak üzere, halk pazarlarında da kolaylıkla bulabilirsiniz.
DATÇA’YA NASIL GİDİLİR?
İstanbul’dan 963 km., Ankara’dan 840 km. ve Muğla’dan 134 km. uzaklıkta bulunan Datça’ya karayoluyla ulaşabilme imkanlarınız çeşitlidir. İstanbul, Ankara ve İzmir’den direk otobüs seferleri mevcuttur. Ortalama otobüs seferleri 14 saat sürmektedir.
Eğer otomobille gitmek tercihinizse, ünü iyice yayılmış virajlı yollardan geçmek zorundasınız. Tehlikeli olmasının yanında muhteşem manzaralara sahip bu yolda özellikle gece yolculuk edecekseniz yavaş gitmenizi öneriyoruz. Ortalama yolculuk 11 saat sürmektedir.
Mayıs-Ekim ayları arasında, Bodrum’dan kalkan feribotlar da bir diğer seçeneğinizdir. Yaklaşık 4 km. süren bu yolu deniz üzerinde almak değişik bir yolculuk olabilir.
Havayoluyla büyük şehirlerimizden Bodrum’a uçup, oradan karayoluyla ya da denizyoluyla Datça’ya ulaşmanız da mümkündür.

2008-05-04

ASSOS (Tarihte Yolculuk)



Bir kadeh şarap elinizde, masmavi deniz ayaklarınızın altında ve muhteşem balık tadı damağınızda... Bunu, Assos yolculuğunuzun sadece küçük bir parçası olarak hayal edin. Bir de gezdiğiniz yerleri, göreceğiniz tarihi, modern yaşamın kaosundan uzak sessiz geçireceğiniz günleri ve unutamayacağınız bir tatili düşünün.
Assos sizi bekliyor.
ASSOS'UN TARİHİ
Günümüzde Behramkale ve ya Behramköy ismi ile tanınan Assos, çanakkale’nin 100 km. güneyinde olup, Ayvacık’a uzaklığı 17 km.’dir. Edremit Körfesi ile Lesbos Adası’nın (Midilli) karşısında, bir volkanın eteğinde, Andezit Kayalıkları üzerinde kurulmuş, Antik Çağların önemli bir yerleşim merkezlerindendir. Aynı zamanda bir liman kenti olmasına karşılık deniz ile yerleşim alanı arasında 200m.lik seviye farkı bulunuyordu. Assos’da yerleşmenin kesinlik kazanmaması ile birlikte Tunç Çağı’nda (M:Ö.3000-1200) burada yaşayanların olduğunu da arkeolojik çalışmalar ortaya koymuştur. Homeros, Tiria’nın güneyinde leleglerin yaşadığını, bunların Troia Savaşı’nda bölgede denizcilik ve korsanlık yaptıklarını belirtmiştir.

M.Ö 10. yüzyılda Metymna ( Midilli) halkı tarafından kurulduğu söylenen Assos; Lidyalıların, Perslerin, Yunanlıların, Romalıların ve Anadolu Selçukluların hakimiyetlerine boyun eğmiştir. Tarihinin son sayfası olarak da Orhan Gazi zamanında Osmanlı egemenliğinde 600 sene geçirmiştir. Ünlü Yunan filozof Aristoteles’in de bu beldede kendine ait ilk felsefe okulunu kurduğu söyleniyor.
ASSOS’U KEŞFEDİN
Taş evleri ve tarihi her yönüyle gözler önüne seren yapısıyla ilgi çeken Assos, ziyaretçilere unutulmayacak bir gezi sunuyor.
Behramkale Köyü: Antik Kent’in hemen yanında kalan Behramkale Köyü, harabeleri ve yeni yapılanan modern evleriyle ilginizi çekebilir. Tarihi camiyi görmeden burayı sakın terk etmeyin. Ayrıca I. Murat zamanında yapılmış ve bugün kullanılmayan Tuzla Çayı üzerindeki köprü de gözünüzden kaçmayacaktır.
Asos Harabeleri
Assos Harabeleri: Denize ve karaya hakim tepe üzerinde bulunan Akropol; yaklaşık 3 km. uzunluğunda, yapımı 4. yüzyıla dayanan surlarla çevrilidir.
1995 yılından beri süren Assos Antik Kenti’nde onarım ve kazı çalışmalarıyla beraber size çok daha gerçekçi ve ilginç eserler görme imkanı veriliyor. Antik çağlardan günümüze kalıntıları kalmış liman ise tarihle sizi biraz daha yakınlaştıracaktır. Kafanızı kaldırıp ufka doğru bakarsanız, Midilli Adası’nı tam karşınızda bulabilirsiniz.

Athena Tapınağı: Akropol’ün en yüksek yerine M.Ö. 6. yüzyılda yapıldığı söylenen Athena Tapınağı, Assos’un en önemli tarihi yapısı olarak kabul ediliyor. Tapınağa ulaşıncaya kadar geçtiğiniz araç yolunda, geçmişten günümüze ulaşmayı başarmış sütunları görebilirsiniz. Girişi ücretli olan bu antik alan, gezinizde fotoğraf makinanızı en fazla kullanacağınız bölümlerden biri olabilir! Tapınak, Muhteşem bir Ege Denizi manzarasına sahiptir.
Bazı sütun ve parçaları hala Berlin Müzesi’nde sergilenmekte olan bu tapınağın batı kanadı 1.20 m yüksekliğini hala koruyor. Athena Tapınağı, Anadolu’nun dorik tarzı yapıları arasında en eskilerden sayılmaktadır.
El sanatlarını koruyan tanrıça olarak da bilinen Athena, mitolojide kadınlara dokumayı öğretmiş tanrıça olarak da geçiyor. Dokumanın bu yörede bu kadar önem kazanmasının nedenlerinden biri de Athena’nın etkisi olabilir.
TADINA BAKIN
Sahile dizilmiş balık lokantalarında, manzaranın tadını çıkartarak masmavi gökyüzü altında balık yemenin zevkine varmanız mümkündür. Haşlama, buğulama, ya da zevkinize hitap eden herhangi bir deniz ürünüyle uzun süredir özlemle düşlediğiniz tadları bulmanız Assos’da hiç zor olmayacaktır.
Tatlı seviyorsanız, Assos’un yerel zeytinyağı ile pişen ev baklavasını denemenizi öneriyoruz.
SATIN ALIN
Evinize tarihi taşımak isterseniz; Doğudan Anadolu’ya yaklaşık 900 yıl önce ulaşan Yörükler’in dokuduğu halılar, motifleri ve renkleriyle evinizde değşik bir atmosfer yaratacaktır. Kalitesi, kullanılan renklerin çekiciliği ve ilginç desenleriyle, %100 yünden yapılmış bu halıları satın almak ayrıca bir zevktir.
VAKTİNİZ OLURSA
Assos’a ne kadar hayran kalırsanız kalın yine de Assos’un içinde her şeyi görmüş değilsiniz. Assos ve Midilli Adası’nın enfes manzarasına bir de tepeden bakmak isteyebilirsiniz. Kaz Dağları’nın yamaçlarında kurulmuş Ahmetçe Köyü, köylülerin misafirperverliği ve muhteşem fotoğraf kareleriyle birleşip gezinizin bir parçasını oluşturabilir.
Biraz şanslıysanız ve Assos’u ziyaretiniz güzel bir havaya rastlamışsa, ve hatta dolunay da varsa; sahilde yakacağınız bir ateş ve sevdiklerinizle geçireceğiniz muhteşem bir gece yolculuğunuzu unutulmaz kılmaya yetecektir.
Böyle güzel bir geceye imkanınız olmazsa yine de hava karardığında sahile inin ve denizin ışıltısında bulacağınız huzurla Assos’tan ayrılın. Modern şehir yaşantımızda sessizliği nasıl da unuttuğumuzun farkına varacaksınız.
KONAKLAMA
Assos’ta oteller sene boyunca açık tutuluyor. Haftasonu konaklamak isterseniz haftaiçine göre daha fazla ücret ödemek zorunda kalacağınızı unutmayın. Her mevsim ziyaret edebileceğiniz bu sevimli belde, özellikle yaz aylarında dolup taşıyor. Yaz ayları ılıman geçerken, ilkbahar ve sonbaharın yağışlı geçtiğini göz önünde bulundurararak yolculuğunuzu planlayabilirsiniz.
Eğer otelde konaklamak size cazip gelmiyorsa, sahil boyunca kamp yapmak ve çadırlarda kalmak bir diğer seçenek olabilir.
ASSOS’A NASIL GİDİLİR?
Assos, İstanbul’dan yaklaşık 310 km. uzaklıkta olan Çanakkale ilimizin önemli bir tarihi beldesidir. İstanbul’dan buraya ulaşmak isteyenlerin seçebilecekleri iki yol var, bunlardan biri D-100 ( E-5) karayolu, diğeri ise TEM otoyoludur.
Tır ve kamyonlarla karşılaşma riskiniz D-100 karayolunda daha yüksektir bu yüzden TEM otoyolu size daha sakin ve stressiz bir yolculuk sunacaktır.
TEM otoyoluyla Tekirdağ’a vardıktan sonra Ecebat’tan arabalı vapur ile ya da Kilitbahar’da bulabileceğiniz ufak teknelerle Çanakkale’ye ulaşabilirsiniz.. Çanakkale’den sonra ise Ayvacık’tan sağa dönerek ormanın içinden yolculuk edecek; Behramkale Köyünden geçip dik bir yokuşla sahile ulaşacaksınız!

2008-04-22

Rumbo de BARCELONA



Barcelona tam anlamıyla açık hava müzesi konumunda bir şehirdir. Gerek müzeleri, gerek sanata ve sanatçıya verdiği değerleri, gerek yaşam tarzları, gerek yemek kültürleri, gerek futbola ve spora olan düşkünlükleri ile İspanya’da adından oldukça söz edilen bir şehirdir.Şehir tüm ihtişamını Antoni Gaudi'ye borçludur.Barcelona bütün ihtişamını ünlü mimar Antoni Gaudi’ye borçludur. Guadi 17 yaşında Barcelona’da mimarlık eğitimi almış, önce sevdiği kadını ardından da ailesini kaybetmesinden dolayı, içine kapanık bir yaşam sürmeye başlamıştır.
Zamanla tüm hayatını sanata adamıştır. Değişik ve enteresan tarzıyla, kısa zamanda dikkat çeken mimarın en önemli yapıtlarının arasında Sagra da Familia kilisesi yer alır.

Sagra da Familia KilisesiSagra da Familia kilisesi: (Kutsal aile) Barcelona’da görülmesi gereken ilk yapıdır. Guadi’nin beklide hayatında ki tüm yaşadıklarının bir dışa vuruşu olarak yansıyan bu kilise, inanılmaz çelişkilerle doludur. Duvarları, renkleri, kuleleri ile ilk bakışta tam bir karmaşa gibi görünen bu kilise Barcelona’da sanat değeri olarak oldukça dikkat çekici bir özelliği vardır.

La Ramblas
Barcelona’nın en ünlü caddesidir. Bu cadde oldukça kalabalık neşeli ve keyifli bir caddedir. Renkli, cıvıl cıvıl mağazaları, kafeleri, hepsi birer mimari değer taşıyan evleri ile Barselona’nın kalbi gibidir. Bu sokağın sonunda Barcelona limanı çıkar karşınıza, ve burada bulunan Christopher Columbus’un heykeli, Barcelona’nın sembollerinden biridir.
Passeig de Gracia
Bu cadde Barcelona’ya yakışan caddelerden bir tanesidir. Alışveriş olanakları ile ziyaretçilerin oldukça ilgisini çeken bu cadde ayrıca sağlı sollu bulunan ünlü sanatçıların yarattığı binalarıyla da, gezilmesi gereken caddelerden bir tanesidir.
Park GuelTemiz havada, yeşillikler içinde bulunan çok güzel bir parktır. İçerisinde bulunan her şey suni olarak yapılmıştır, ama doğal parklardan hiç bir farkı yoktur adeta. Kont Eusebi Guell’in 20 hektarlık aile arazisi üzerine bir "bahçe şehir" olarak düşünülerek yapılmış olan bu yer, Gudai’nin bir eseridir. UNEISCO tarafından koruma altına alınmıştır. Çeşmeleri, duvarları, sütunları ile oldukça dikkat çekici yerlerden bir tanesidir.
Picasso Müzesi
Bu müze Picasso’nun 3000’den fazla eserini bir arada görebileceğiniz bir yerdir.Montjuic dağı: 213 metre yüksekliğinde olan bu tepeye ulaşmak için teleferikleri kullanabilirsiniz. Barselona’nın dar sokaklarını, sivri kulelerini görmek isterseniz, bu tepeye mutlaka çıkmalısınız. Her ülkeyi, her şehri tüm ihtişamıyla izlemek için hep yüksek bir yerler vardır ya! işte Barselona’yı ayaklar altına seren tepede Montjuic Tepesi’dir.

NE YESEK?
Barcelona’da İspanyol yemeklerinin yanında, Katalan mutfağından da bahsetmek gerekir. Katalan mutfağı, bol zeytinyağlı yemeklerden oluşur. Acı tatlı ve tuzlunun karışımından oluşan yemekler bulunur.Barcelona güzel bir liman şehri olmasından dolayı, bir çok yerde balık restoranları bulabilirsiniz. Özelikle Ramblas sokağından aşağıya doğru yürüdüğünüzde Barcelona Limanı'na ulaşırsınız bu limanda fazlasıyla güzel balık restoranlarına rastlayabilirsiniz.
Ancak burada eğer deniz manzaralı bir restoranda yemek yemek isterseniz, biraz parayı gözden çıkartmanız gerekebilir, ancak daha sevimli ve daha uygun fiyatlı bir yerler arıyorsanız, bunun için limanının karşısında ki ara sokaklarda küçük sevimli balık restoranlarında keyifli bir yemek yiyebilirsiniz.Barselona’ya özel bir şeyler yemek isterseniz, Paella'yı deneyebilirsiniz. Paella; tavuk, pirinç, safran, kalamar, midye gibi bir çok deniz ürününün çeşitli karışımlardan ede edilen bir yemektir. İspanya’da ayrıca patatesli omleti de denebilirsiniz.
İspanya'da kilo alabilirsiniz!İspanya’da yemek yemeden önce bilmeniz gereken ilk şey bu ülkeden dönüşte biraz kilo alabilirsiniz. İspanyollar aşırı derecede yemek yemeye düşkün insanlardır. Günde üç dört kere yemek yiyen İspanyollar, akşam yemeğinin arkasından, 23:00’den sonra bir de gece yemeği yerler. Sizde Barcelona’da İspanyolların yemek tarzına ayak uydurmak ancak kilo almak istemezseniz, geceleri Barcelona’da bolca bulabileceğiniz meyve ve sebze yiyebilirsiniz.
NE ALSAK?
Size Barcelona gezinizi en güzel şekilde hatırlatacak olan bazı ürünler vardır. Matador kıyafetleri, boğa güreşi pelerinleri... Eğer boğa güreşine ilginizi çekmiyorsa, o zaman satın alabileceğiniz bir diğer ürün, flemenko dansına özgü aksesuarlar olabilir, bu aksesuarların başında yelpazeler gelir. Renkli ve desenli olan yelpazeler, flemenko dans kıyafetleri kendiniz ve sevdikleriniz için çok güzel birer hediye olacaktır.

EĞLENCE ZAMANI
Barcelona’da eğlence anlayışı sabahlara kadar süren bar ve gece klüpleriyle oldukça yoğun ve eğlenceli geçer. Flemenko gibi eğlenceli bir yöresel danslarının bulunması Barcelona’da gece hayatını oldukça heyecanlı ve eğlenceli yapmaktadır. Yalnız burada eğlence hayatı sadece, flemenko ile sınırlı değildir.

Borne Meydanı'nda bulunan, barlarda farklı eğlence tarzlarına uygun mekanları bir arada bulabilirsiniz. Özellikle Ramblas caddesinde bulunan küçük küçük barlar sabahlara kadar eğlenmek için oldukça ideal yerlerdir. Bu barlardan birine girip bir yudum bir şeyler için, oradan çıkın arkasından yanında bulunan bara girin, burada mekanın ortamına bakın ve çıkın. Böylece bir gecede, burada bulunan bütün mekanları tek tek incelemiş görmüş ve hepsinde ayrı ayrı eğlenmiş olursunuz.
Cava şarapları
Cava mahzen anlamına gelmektedir. Cava şarapları Barcelona’da oldukça meşhurdur. Hem çok pahalı olmayan fiyatlarıyla, hem de lezzetleriyle, dünya çapında oldukça ilgi çekici şaraplardandır. Özellikle pembe cava şarabını Barcelona’da denemelisiniz.
Boğa GüreşiBarcelona’da boğa güreşini anmamak olmaz. Eski zamanlarda matadorların öldürdükleri boğaların kanıyla güçlenip yeniden doğacaklarına inanırlarmış, bu inanç zamanla, bir gösteri bir şölen haline dönüşmüş ve artık İspanya denilince akıllara gelen ilk şey boğa güreşi olmuş. Bu gösteriler hayvan haklarına bir saldırı mıdır değil midir? Bu büyük bir tartışma konusu fakat, kırmızı pelerinlerini savuran matadorlara, "oleyy oleey" bağrışları içinde kırmızı gül atmak isterseniz İspanya’da arenalarında yer bulmak için birkaç gün önceden biletleri satın almanız gerektiğini unutmayın.

Flemenkoİspanyanın halk dansı olan flemenko, güzel İspanyolların kızlarının ayaklarını hafifçe yere vurarak, elleriyle ritim tutarak yaptıkları güzel ve gösterişli bir dans çeşididir. Bu dansta özellikle renkli kıyafetler, ellerde sallanan yelpazeler ve kıyafetleri tamamlayan saçların arasına takılan güllerle, hem göze hem kulağa hitap eden bir dans bir şeklidir.

BARCELONA’DA ULAŞIM
Barcelona’ da ulaşım kolay ve rahattır. Barcelona’da bir yerden bir yere ulaşmak için oldukça gelişmiş olan metro seçeneğini kullanabilirsiniz.Gez: Picasso müzesini gez. Gör: Sagra da Familia kilisesi gör. Dolaş: Ramblas sokağında dolaş.Satın al: Yelpaze satın al.Tadına bak: Deniz ürünlerinin tadına bak. Hayran kal: Antoni Gaudi’nin eserlerine hayran kal.

BARCELONA BİLGİLERİ
Uçuş süresi: 3,5 saat
Para birimi: Euro
Yüzölçümü: 487 kilometrekare
Saat farkı: 1 saat geri
Resmi dil: İspanyolca, Katalunca Fransızca ve İngilizce genellikle bilinir
Sıcaklık : Ülkenin genelinde kışlar soğuk, yazlar sıcak ve kuru geçen bir iklim hakimdir
Nüfus: Yaklaşık 1.6 milyon
Vize: İspanya Türk vatandaşlarına vize uygulamaktadır.
ÖNEMLİ TELEFONLARNasıl telefon edilir:
00+90+alan kodu+telefon numarası
Türk konsolosluğu: Cal1e Rafael Calvo 18-2 A1B Madrid Tel: (1) 319 8064
Telefon kodu : 34
Barcelona: 93
Ambulans: 91/522-2222
Polis: 091

2008-04-11

DİDİM!!!




Didim Aydın'a bağlı yeni yeni gelişme ve büyüme gösteren tatil beldelerinden bir tanesidir.
Bu belde alabildiğine sarı kumları arasında keyifli dakikalar yaşayacağınız bir yerdir.
Burada tarihi ve kültürel özellikleri oldukça büyük olan kahinlerin yaşadığı düşünülen Apollo Tapınağı, filozoflar bölgesi olan Milet, bir doğa harikası olan Bafa Gölü, İyonyalıların toplantı merkezi olan Pirene ile göz dolduran bir tatil beldesidir.

Didim’de bu kadar tarihi eserin arasında keyifli dakikalar geçirirken bu eserlerin yapılış hikayeleri ve efsaneleri sizi fazlasıyla heyecanlandıracaktır. Didim’in tarihi, kültürel yapıları dinlenmek ve eğlenmek adına bulunan mekanları, güneşin tadını çıkartmak için sere serpe uzanabileceğiniz altın renkli kumsalları ve bu bölgede tatil yapmak için oldukça yüksek meblalarda para harcamanız gerekmiyor olması da keyfili bir tatil geçireceğiniz en büyük ispatı olsa gerek!
APOLLON TAPINAĞI
Didim’de bulunan bu tapınak dünyanın en önemli 3. tapınağıdır. M.Ö Zeus’un oğlu olan Apollo adına Branhid kahinler için yaptırılmış. M.Ö yıllarda bir çok tahribata uğrayan tapınak en son olarak Romalılar zamanında yeniden yapılmıştır. 124 sütunla çevrili olan bu yapıt bir çok bölümden oluşuyor. Tapınağın oldukça eski zamanlarda yapılmış olması kadar içinde bulunan heykeller ve eserlerde tapınağa apayrı bir özellik katmaktadır. Bu tapınağın hiçbir zaman tamamlanmamış olması da ilk olarak akıllara şu soruyu getiriyor. Tamamlanmış olsa bundan güzel olabilir miydi acaba?
Apollon tapınağının bir diğer özelliği ise, bu tapınak adına üretilen efsanelerdir. Bu efsanelerin ortaya çıkmasının en büyük nedeni ise bu tapınağın M.Ö’ki yıllarda kahinlerin yaşadığı yer olarak bilindiği için bu tapınağa ait efsanelerde oldukça ilginç doğrusu! Tapınağı gezerken etrafınızı incelerken bir yandan da bu efsaneleri dinlemek oldukça heyecan verici olacaktır.

MiLET
Didim’in sadece 3 kilometre uzağında olan Milet, zamanının en önemli filazoflarının yaşamış olduğu bir kent olarak ünlenmiştir. Kentin tarihi M.Ö 2000 yılına kadar dayanmaktadır. Kent savaşlar dolayısıyla bir çok tahribata uğramış. Persler’in kazandığı savaş sonunda yıkılan kent, Perslerin Mykela savaşında yenilmesi üzerine yeniden yapılmıştır. Oldukça büyüleyici bir yapı düzeni olan Milet’te o zamanlarda yaşamış olan ve tarihin ilk kent plancısı tarafından Hippodamos’un geometrik planı uygulanarak yapılmıştır.
Milet’te bulunan tiyatro hala gezilen bir andır. Yaklaşık 1500 kişilik olan tiyatro birçok turistin gezdiği alanlar arsında yer almaktadır. Burada bulunan bir çok eser şu anda Milet Müzesinde sergilenmektedir. Milet’i gezdikten sonra da müzeyi gezmek içinde vakit ayırırsanız oldukça farklı ve tarih dolu bir gün geçirebilirsiniz.

PRiENE
Priene “hisar yurdu” demektir. Pirene’nin en büyük özelliği 12 İyon kentinin toplantı merkezi olan “Panionion" Priene sınırları içerinde olmasıdır. Zamanında iki limanı bulunan Pirene oldukça önemli bir merkezmiş, ancak zamanla Menderes Nehri’nin körfezi doldurması ile liman şehri olmaktan çıkarak önemini kaybetmiştir. Şimdilerde ise turistlerin oldukça önem verdiği bir yer olan Priene Didim’de görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır.
Bafa Gölü: Didim’e 30 kilometre uzaklıkta olan Bafa Gölü, Söke Ovasının Menderes’ten gelen alüvyonlar sayesinden dolmasından dolayı Ege Denizinin bir parçası olarak kaldı. Üzerinde iki tane ada bulunan gölün etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrilidir. Doğal güzelliğinin olmasının yanı sıra bu göl balıkçılık adına oldukça önemli bir yerdir. Burada tutulan balıkları sevimli restoranlarda tadına bakmak keyifli olacaktır. Ayrıca Bafa Gölü ve çevresi için kuş cenneti diyebiliriz. Nesli tükenmekte olan bir çok kuş çeşidine ev olmuştur. Bir yanda zeytinlikler bir yanda kuşlar böcekler, deniz, güneş.... tatilin keyfi olsa gerek!
CENNETTEN BİR KÖŞE "ALTINKUM"
Altınkum: Bu kumsalın rengini altın sarısı olmasından dolayı, bu sahillere Altımkum denilmektedir. Didim’in ve hatta Ege’nin en güzel sahillerinden bir olan Altınkum’da dilediğiniz gibi güneşin ve denizin tadını çıkarabilir, dalış yapabileceğiniz merkezlere gidebilir.

(Dalış tutkunları için bir diğer önemli nokta ise Tekağaç Burnu’dur. Burası hem su altının gizemi hem de tarihi batık bölgesi olduğu için ilgi çekicidir.)
Altınkum’un çevresinde bulunan büfelerde öğle yemeklerinizi yiyebilir geceleri düzenlenen müzikli eğlencelerde sabahlara kadar eğlenebilirsiniz. Altınum’un çevresinde bulunan bir çok otel, pansiyon ve çeşitli konaklama imkanlarıyla Altınkum tam size göre...

DİDİM'DE DAMAK TADI
Ege mutfağının vazgeçilmezi olan ve her yemeğe lezzet katan zeytinyağıdır. Didim’de Omletten sebze yenmeğine, balıktan salataya kadar her yemekte saf zeytinyağının tadını bulabilirsiniz. Unutmayın ki Ege insanlarının uzun ömürlü olması, oldukça sağlıklı ve güzel olmaları tükettikleri zeytinyağlarından dolayı olduğu söylenmektedir.

Bafa Gölü
Didim’de güneşli bir sabahta yeni bir güne merhaba derken, mükellef kahvaltı sofranızda sizi karşılayacak olan bir tabak zeytinyağına sakın şaşırmayın! bu durumda yapacağınız tek şey, çıtır çıtır ekmeğinizi zeytinyağına batırıp, afiyetle yemeğinize devam etmek olacaktır.
Tabii ki de Ege denilince akla gelen ilk yiyecek deniz ürünleridir. Didim’de de deniz ürünlerinin bolluğu sizi şaşırtmasın! Didim’de hem denizden hem de Bafa Gölü’nden tutulan çeşit çeşit balıkları afiyetle yiyebilirsiniz. Ayrıca Didim merkezde ve Bafa Gölü’nün etrafında bulunan restoranların uygun fiyatları da yemeklerinizi daha da keyifli geçirmenizi sağlayacaktır.

ALIŞVERİŞ
Evinize sağlığı taşımak için
Didim’den evinize sağlığı taşımak isterseniz, buradan zeytin ve zeytinyağı satın almalısınız. Ancak daha kalıcı ürünler satın almak isterseniz o zaman size Didim’de gezeceğiniz tarihi yerlerin minyatür birer heykellerini almanızı öneririz.
Ancak mağazalardan şık bir şeyler satın almak isterseniz bunun için Altınkum’da bulunan mağazalardan ve merkezde bulunan dükkanlardan ihtiyacınız olanbir çok şeyi satın alabilirsiniz.
Bu yöresel ürünlerin dışında bir diğer satın alacağınız şeyler kültür yuvası olan bu beldede gezeceğiniz Apollon Tapınağı, Milet gibi eserlerin minyatür kopyalarının satın almak oldukça keyif verici olacaktır. Ayrıca bu bölgede bir çok şık mağazayı da bir arada bulabilirsiniz.

DİDİM'DE EĞLENCE
Didim’de oldukça sade ve doğal bir gece hayatı vardır. Burada bulunan eğlence merkezleri genellikle otellerin ve Altınkum’un bulunduğu alanlardadır. Buralarda keyfinize ve eğlence zevkinize göre mekanlar bulabilirsiniz. İster plajda keyifli dakikalar geçirin, ister bir balık restoranında isterseniz de ir barda gönlünüzce eğlenin artık seçin size kalmış.

DİDİM’E ULAŞIM
Didim bir çok tatil beldesine yakınlığı ile ilgi çekmektedir. Yakın yerlere ister günübirlik geziler yapabilir, ister koylara tekne turu yapabilir isterseniz de bu bölgelere bir gece konaklayarak tatilinize yeni yerleri de eklemiş olursunuz. . Didim Kuşadası’na 73 kilometre Söke’ye 53 kilometre Aydın’a 106 kilometre Bodrum’a ise 110 kilometre uzaklıktadır.